Orman İşletme Müdürü Zekeriya Mere, çiftçileri uyardı. İlimizin büyük çoğunluğunda çıkan yangınların anız yangınlarından oluştuğunu kaydeden Mere, vatandaşlarda devam eden bu alışkanlığın hasat mevsiminin bitimine kadar devam etmemesi gerektiğini vurguladı.
Ormana sirayet eden anızlar ve piknik ateşlerinin yangınlara sebep olduğunu da belirten Mere, son birkaç sene içerisinde anızların yine sıklaşmaya başladığını belirtti. Ormana yakın yerlerde yakılan anızların ormanları tehdit ettiğini de hatırlatan Mere, Haziran-Ekim ayları arasında ‘Yangın Mevsimi’ diye adlandırılan bu aylar içi yapılan yangın söndürme hazırlıkları hakkında bilgi verdi. Mere; “Havaların en sıcak olduğu bu 6 aylık yangın mevsimi döneminden önce bütün hazırlıkları yaparız. Bu sene 105 adet yangın işçimiz, 6 adet yangına müdahale ekibimiz ilçelerimizde ve 5 adet yangın gözetleme kulelerimizi hazır hale getirdik. Bu işçilerimiz bu 6 yangına müdahale ekibine ayrı ayrı konuşlandırıldı. Bu sene biz ilave olarak 7 adet olan yangın arazözlerimizin yanına 2 adet yangın arazözü daha aldık. Bunlardan 1 tanesi 6 tonluk, bir tanesi 12 tonluk. Bir adet yangına ilk müdahale aracı 4x4 aldık. Bu araç 400 litrelik su tankı ve pompası ile 4 saat dolaşabiliyor. Yaklaşık 9 adet yangına müdahale, 1 adette aracımız oldu. Haziran ayı öncesi tüm hazırlıklarımızı tamamladık” dedi.
“OLASI DURUMLARA HAZIRLIKLIYIZ”
Olası durumlara karşı hazırlıklı olduklarını söyleyen Mere, bol yağmurlu havalarda artan otların aran sıcaklıklarla birlikte büyük tehlike oluşturduğunu söyledi. Orman yangılarının istatistiklerine bakıldığında yüzde 97 oranında insanların payı olduğunu belirten Mere; “Biz olası durumlara karşı daha hazır hale geldik. Bizim için şartlar daha iyi gitti. Bol yağmurlu bu hava yangını biraz daha ötelemiş oldu. Hasat gecikti, arazi kurumadı. Şansımız yangın sezonunu 1 ay daha geç karşılamak oldu. Ancak son günlerde hava sıcaklıkları arttı, otlar kurumaya başladı. Yağmurun bol olması ile birlikte çok ot oldu. Yağmurun azalması ile birlikte otlar kurudu, hasat başladı ve orman yangınları da birer ikişer çıkmaya başladı. Bu ormanımızın ve bizim iklimimin doğasından kaynaklanan bir durum. Her sene olduğu gibi bu senede vatandaş olarak önlem almamız yetmiyor. Orman yangınlarının istatistiklerine bakarsanız yüzde 97’si insan unsuru ile çıkmıştır. Bunlar bazen ihmal, bazen de ihmalden ortaya çıkmıştır” dedi.
“USULSÜZ PİKNİK ÖNEMLİ ETKEN”
Gurbetçilerin ve vatandaşların usulsüz piknik yapmaları ve tedbirsiz davranmalarının da orman yangınlarına önemli etkileri olduğunu söyleyen Mere, amaçlarının yangınları ormanlara sirayet etmeden önlemek olduğunu söyledi. Mere, şu ifadelere yer verdi;
“Bizim yöremizdeki köyde bulunan kişilerin çoğu yurt dışından geliyorlar ve sadece yazlarını burada geçiriyorlar. Tam bu tatil mevsimi, insanlar Ramazan Bayramı öncesi yol kenarında usulsüz piknik yapılıyor. Kardeşlerimiz piknik ateşini söndürmeden gidiyor. Akşamları çıkan bir rüzgâr bu ateşi alevlendiriyor. Bunların 5 tanesi tarladan ormana sirayet etti. Amacımız bunları ormana sirayet etmeden engellemek. Orman yangını ekipleri olarak ormanları tam olarak söndürüyoruz. Gerekli müdahale yapılmazsa bunlar ormana sirayet ediyor. Dün çıkan beş yangın böyleydi, biri ormana geçti. Çok önemli zararlar gelmeden onu da önledik. Elektrik hatlarından da zaman zaman yangın oluşabiliyor. Bu sene yaşamdık. Ayrıca yaz yağmurlarından kaynaklanan yıldırım da yangın sebebi olarak gösterilebilir.”
“ORMAN İÇİ KÖYLER TEHLİKELİ NOKTA”
Orman yangınlarında tehlikeli nokta olarak nitelendirilebilecek bölgeler hakkında bilgi veren Mere, orman içi köylerin en tehlikeli bölgeleri oluşturduğunu kaydetti. Mere, konuya ilişkin;
“En tehlikeli yerler yol kenarları. Emirdağ’dan gelirken, Köroğlu beli mevkii bizim için çok önemli. Çay-Sultandağı Ormanları bizim için çok önemli. Şu anda en önemli noktalarımız bu yerlerden oluşuyor. Milli parklarımızın sahaları var. Milli Parka giderken sağlı sollu olmak üzere güzel orman yollarımız var. Meşe, sedir ormanlarımız, Akdağ Tabiat Parkımız var. Hocalar ve Sinanpaşa Ormanlarımız bizim için çok önemli. Bu ormanların hemen içinde köylerimizde var. Orada olabilecek en ufak bir anız yangını ya da uygunsuz piknik her an ormanlarımızı tehlikeli nokta haline getirebilecek yerler. Karayolu bantlarımız, usulsüz konaklamalar tehlike oluşturabiliyor” ifadelerine yer verdi.
“ANIZIN ZARARLARI TELAFİ EDİLEMEZ”
Çiftçilerin hububat hasadı sonrası hemen başka bir ürün ekebilmek, anız saplarının mibzerin ekici ayaklarını tıkamasını önlemek, anızın çok kolay, çabuk ve masrafsız bir şekilde yok edilmesini sağlamak gibi gerekçelerle anızları yaktığını kaydeden Afyonkarahisar İl Tarım Müdürü Zekeriya Erdurmuş, konuya ilişkin açıklamasında çiftçilerin anız yakmanın yabancı ot mücadelesine faydalı olduğu ve yanan anız sapı küllerinin gübre yerine geçtiği gibi asılsız bilgilere inandıklarını kaydetti. Oysa modern tarım tekniğinde anız yakmanın son derece yanlış olduğunu belirten Erdurmuş, yakma sonucu meydana gelen zararları telafi etmenin mümkün olmayacağını dile getirdi.
“ORMAN YANGINLARINA SEBEP OLUR”
Anızların yakılması sonucu oluşan zararlar hakkında da bilgi veren Erdurmuş; “Topraktaki mevcut bilgiler için mutlak gerekli olan organik madde yok edilmektedir. Sap ve anızın yakılması ile bitkilerin büyümesini teşvik eden karbon ve azot kaybı artmaktadır. Toprakta yüzeye yakın kısımda bulunan yararlı mikroorganizmalar yok olmaktadır. Anız yakılmasını takip eden yıllarda hububatta kök çürüklüğü hastalığı artmaktadır. Toprak, su ve rüzgâr erozyonuna daha hassas bir duruma gelmektedir. Yangının çevresindeki orman, meyve ağaçları, çalı, yerleşim yerlerini ve toprak üstü canlılarına zarar vermesi sonucu büyük zararlar oluşmakta aynı zamanda çevre ve hava kirliliğine yol açmaktadır” dedi.
“ANIZ DOĞAL DENGEYİ BOZUYOR”
Anızın sebep olduğu yangınlar sonucu telefon ve elektrik direkleri ile enerji nakil hatlarına zarar vererek demir ve kara yolu ulaşımını tehlikeye düşürdüğünü kaydeden Erdurmuş, anızın biyolojik dengeye olan etkilerine de değindi. Erdurmuş; “Yanan anızın, hem toprak üstü canlılarına hem de anız artıkları ile beslenen yaban hayvanlarına zarar vermesi sonucu doğal denge bozulmaktadır. Yanan anız, toprak yüzeyinde belli bir derinlikteki verimli katmanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Anızların yakılması sonucunda çok uzun yıllarda oluşmuş toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik dengesi bozulmaktadır” dedi.
“USÜLE UYGUN YÖNTEMLER KULLANIN”
Anız yangınlarının ortadan kaldırılması için uygulanması gereken yöntemler hakkında da bilgi veren Erdurmuş, “Biçerdöverle hasattan sonra tarlada kalan saplar sap parçalama makinesi ile parçalanıp, parçalanmış saplar tırmıklarla toplanmalıdır. Biçerdöverle hububat hasadı, toprak yüzeyine yakın yapılmalıdır böylece kalan sap miktarı az olacağı için çürümesi ve mikroorganizmalar tarafından parçalanması daha kolay olmaktadır. Anızların daha çabuk parçalanıp organik maddeye dönüşmesini sağlamak amacı ile toprağa, kalan sapın yüzde 1’i kadar ‘Azot dengeleme gübresi’ verilmelidir. Yabancı ot ve haşereleri yok etmek için anızların yakılması yerine ilaçlı mücadele yapılmalıdır. Anız parçalama makinesi ile anız parçalandıktan sonra ekim makinesi ile ekim yapılırken sapların ekim makinesi ekici ayaklarını tıkamaması için diskli ayaklar yerine toprağı yararak çalışan balta ayaklı ekim makineleri kullanılmaktadır” şeklinde konuştu.
“YASAYA UYGUN HAREKET EDİN”
Yasal uygulamalar çerçevesince anız yakmanın mahalli çevre kurulu kararınca yasaklandığını hatırlatan Erdurmuş; “Yasaklara uymayarak anız yakanlar hakkında 2872 Sayılı Çevre Kanunu ve Türk Ceza Kanununun 526. maddesi uyarınca cezai işlem yapılmaktadır. Çiftçilerimiz geçim kaynakları olan topraklarına kendi elleri ile zarar vermemeleri ve kanunlar önünde suçlu durumuna düşmemek için ‘anızları yakmamaları’ gereklidir” dedi.